1. 12:18 8th Mar 2013

    Notes: 76

    Reblogged from banageldiler

    image: Download

    banageldiler:

Müslüm Gürses’i nerede sevdim ben biliyor musunuz? 
Bir gün ona şaka yapılmıştı. 
Müslüm Baba’nın orkestrasına darbukadan hiç anlamayan bir adam oturtmuşlardı..asıl darbukacısı sözde rahatsızlanmış diye..neyse işte Müslüm Gürses hazırlandı, şarkı çalıyor falan..ama darbukacı içine ediyor şarkının..Müslüm Gürses baktı böyle 1-2 falan olmuyor..durdurdu..inanılmaz sakin bir şekilde problemin neden kaynaklandığını sordu darbukacıya..adam da heyecanlıyım kusura bakmayın falan dedi. 
Sonra tekrar denediler, tabii yine olmadı falan..Müslüm Gürses yine çok sakindi..hatta ona darbukayı öğretmeye çalıştı kendi yanına gidip, ne yapacağını anlatmaya çalıştı falan..”çok basit bak yapabilirsin” falan dedi..cesaretlendirmeye çalıştı adamı. Ne bilsin adamın ona şaka yaptığını…
En az böyle 1 saat oyaladılar Müslüm Baba’yı hiç çalamadan ve Müslüm Gürses en ufak bir kelime etmedi, hiç de sinirlenmedi. Hani bu şakayı planlayanlara göre normalde galiba Müslüm Baba’nın zıvanadan çıkması ve olayların komik bir hal alması planlanıyordu ama okadar naif ve ince bir adam vardı ki karşılarında, umdukları gibi olmadı. 
Ben işte ilk kez orada çok sevdim onu. İnanın bana, o şakayı bi Bülent Ersoy’a veya Muazzez Abacı’ya veya bi İbrahim Tatlıses’e falan yapsaydınız, verecekleri tepki çok çok başka olurdu. Elleri ayakları falan titrerdi. Bağırır çağırırlardı adama..belki iki dakikada kovarlardı.
Düşünmeden hızla kalp kıran, empati yoksunu insanları sevmem ben. Müslüm Gürses öyle değildi ve yine herzamanki gibi iyiler önce gitti.
Bazen isyan ediyorum bu sıralamaya.

    banageldiler:

    Müslüm Gürses’i nerede sevdim ben biliyor musunuz?

    Bir gün ona şaka yapılmıştı.

    Müslüm Baba’nın orkestrasına darbukadan hiç anlamayan bir adam oturtmuşlardı..asıl darbukacısı sözde rahatsızlanmış diye..neyse işte Müslüm Gürses hazırlandı, şarkı çalıyor falan..ama darbukacı içine ediyor şarkının..Müslüm Gürses baktı böyle 1-2 falan olmuyor..durdurdu..inanılmaz sakin bir şekilde problemin neden kaynaklandığını sordu darbukacıya..adam da heyecanlıyım kusura bakmayın falan dedi.

    Sonra tekrar denediler, tabii yine olmadı falan..Müslüm Gürses yine çok sakindi..hatta ona darbukayı öğretmeye çalıştı kendi yanına gidip, ne yapacağını anlatmaya çalıştı falan..”çok basit bak yapabilirsin” falan dedi..cesaretlendirmeye çalıştı adamı. Ne bilsin adamın ona şaka yaptığını…

    En az böyle 1 saat oyaladılar Müslüm Baba’yı hiç çalamadan ve Müslüm Gürses en ufak bir kelime etmedi, hiç de sinirlenmedi. Hani bu şakayı planlayanlara göre normalde galiba Müslüm Baba’nın zıvanadan çıkması ve olayların komik bir hal alması planlanıyordu ama okadar naif ve ince bir adam vardı ki karşılarında, umdukları gibi olmadı.

    Ben işte ilk kez orada çok sevdim onu. İnanın bana, o şakayı bi Bülent Ersoy’a veya Muazzez Abacı’ya veya bi İbrahim Tatlıses’e falan yapsaydınız, verecekleri tepki çok çok başka olurdu. Elleri ayakları falan titrerdi. Bağırır çağırırlardı adama..belki iki dakikada kovarlardı.

    Düşünmeden hızla kalp kıran, empati yoksunu insanları sevmem ben. Müslüm Gürses öyle değildi ve yine herzamanki gibi iyiler önce gitti.

    Bazen isyan ediyorum bu sıralamaya.

     
  2. +dominasyon hakkında fikirlerime ihtiyacınız olduğunu görüyorum Bay Carleton.

    -hıhh.. yanılıyorsun Mercur, sana fikrini sormaktan yıllar evvel Zedy Pub’tan koşarak ayrıldığın gece vazgeçtim… hoşçakal artık gitmeliyim.. Fledmoon çayırlığını gidip bulutları izlemek için yanıp tutuşuyorum…

    +Carleton! oraya gitmemelisin.. heyy Carletoonn!

     
  3. Telatabi’den kısa film “Adres Soran Adam”

     
  4. Asuman Suner ‘Hayalet Ev’ başlıklı kitabında, ‘Güneşe Yolculuk’ filmi üzerine olan bölümde ‘dokunuşsal ses’ diye bir şeyden bahsediyor. Dokunuşsal ses (ve dokunuşsal işitme) müzikle olan ilişkimizde nadiren de olsa yakalayabildiğimiz bir hali tarif ediyor: bedeni ele geçiren, sarmalayan, kuşatan türden dokunuşsal bir ses ve müziğin tüm varlığı ele geçirmesi sarmalaması hali.
    Suner’i bundan bahsetmeye getiren de filmdeki bir  sahne (ya da sekans :)…  karakterlerin kuşatıcı bir müzik eşliğinde halay çektikleri 01.50-02.20 arasındaki sahne (bu yaz tatilini vidyo parçalamayı öğrenerek değerlendiricem )
    bir ibret çıkarmak niyetindeyim..  eğer ki bedeninin müzikle kuşatılmasına eğilimimiz sözle ifade edemediklerimizle alakası varsa “dans benim için bir kendini ifade etme biçimi” diyen arkadaşlarımızdan alay ettiğimiz için binlerce özür diliyor, ve dünyayla iletişim kurma konusunda bizden fersah fersah ilerdeki bu bilge insanlardan daha fazla gecikmeden ibret almaya başlıyoruz…

     
  5. “… karanlığı yenecek kadar…”

     
  6. başlamak için güzel bir akşam

    Bloga başlamak için ne kadar da uygun bir akşam, değil mi?

    Yapılacak daha ciddi işler varken procrastination için de baheneye ihtiyaç var, sizce de öyle değil mi? Bu akşamki bahanemiz bloga başlamak. Şeref verdiniz!

    Evet şu tozlu temmuz akşamında açmakta olduğumuzmuzmuz blogumuz sayesinde artık diğer bloglara mecbur değilsinizniznizniz ( alabulut sözüm sana artık en güzel alıntıları imantahtasi ekibi olarak biz yapacağız, ve sen  ya ne olacağdı ya   yapacağımız avangard görselleştirmelerle neyin ne olacağını sana buradan ibretle göstereceğiz). imantahtasi size ihtiyac duyduğunuz komikten hüzünlüye hüzünlüden yine hüzünlüye bütün içeriği avrupanın en yüksek standartlarında sunacağını temin eder. böylece ortadoğunun diğer bloglarına bir model blog bile olabiliriz, sizce de öyle değil mi? imantahtasi doğuyla batı arasında neredeyse bir köprü, imantahtasi yarını dünden bilen blog… imantahtasi çeyrek yüzyıldır sizinle, imantahtasi aşkına eşkiya…

    veys.